
“YURTTA BARIŞ DÜNYA’DA BARIŞ”

GORDİON EVRENSEL BARIŞ PROJESİ
“Daha İyi Bir Dünya Mümkün”
– GORDİON DÜĞÜMÜ -
“Binlerce Yıldır Çözülemeyen Doğu-Batı İhtilafı”
Ankara’nın Polatlı ilçesinde, Adını Kral Gordios’tan alan, çok eski bir yerleşim yeri olan Frigya’nın başkentinin adıdır Gordion.
Tarihçilere göre, Frigya’ya sınırlarının Trakya’ya kadar uzandığı en büyük, en parlak dönemi yaşatmıştır Kral Gordios ve aynı zamanda, Eşek Kulaklı Midas’ın babasıdır.
Efsaneye göre, Frigya kralını kaybetmiştir ve ülke derin bir buhran içerisine girmiştir, ülkede süren kargaşa içerisinde, ülkenin önde gelen kahinleri bir kehanette bulunurlar: Kısa bir süre sonra kağnı arabalı bir adam ufuktan belirecek, Frigya’nın başına geçerek ülkeyi adalet ile yönetecek ve Frigya’yı eskisinden de güçlü bir ülke haline getirecektir.
Kısa bir zaman sonra kehanet gerçekleşir ve Gordios adında Frigyalı bir çiftçi kağnı arabasıyla şehre giriş yapar, Halk ve devlet büyükleri kahinlerin isteği doğrultusunda Gordios’u Frigya’nın başına geçirir ve başkentlerine Gordion adını verirler.
İkinci bir kehanete göre Gordios’un beraberinde getirdiği kağnı arabasında, kağnıların arabaya koşulduğu tahta sicimlerin düğümü’nü çözebilen kişi, bütün dünyanın hakimi olacaktır.
Frigya her geçen gün güçlenerek sınırlarını Ege kıyılarına varıncaya dek genişletmiş, batı halkları olan İyon, Dor kabileleri için büyük bir tehdit oluşturmaya başlamıştır. Gordios’un ünü ve Gordion Düğümü’nün efsanesi dört bir yana yayılmıştır.
Kral Gordios’un ölümü ile birlikte Frigya gerilemeye başlar ve batı orduları karşısında tutunamayarak sınırları tekrar iç anadoluya doğru küçülür.
Gordion Düğümü ise, dönemin bütün büyük liderlerinin bir gün çözebilmek hayalini kurduğu köklü bir efsane haline gelmiştir.
Dönemin parlayan ülkelerinden olan Makedonya’nın başına geçen Büyük İskender de ülkenin ileri gelen düşünürleri tarafından, Gordion düğümü efsanesi ile yetişmiş ve bir gün bütün dünyanın hükümdarı olacağı düşüne kendisini adamıştır.
Büyük İskender, doğu seferine çıkar ve gittikçe büyüyen sınırları ve güçlenen bir ordu ile, doğuya doğru önüne çıkan her yeri alarak ilerlemeye başlar. Pers ordularını yenilgiye uğratarak egeden tarakyaya ve oradan da iç anadoluya doğru ilerler ve Gordion’a gelir.
Kağnı arabasının koşumlarındaki düğümü ne kadar düşündüysede çözecek bir yol bulamayan İskender, “Kılıcımın Çözemeyeceği Hiç Bir Düğüm Yoktur!” diyerek bir kılıç darbesiyle düğümü ortadan ikiye böler. Kehanetin gereğini yerine getiremeyen İskender lanetlenir ve Afganistan sınırlarına dayandığında ordusu kan kaybetmeye başlar ve Hindistan seferinde yaralanarak, Babil kentine götürülür ve kısa bir süre sonra ölür. O’nun ölümü ile birlikte, Büyük Makedon İmparatorluğu parçalanarak eyaletlere ayrılır ve eyaletler birbirleriyle savaşarak güçsüz düşerken, Toparlanan doğu halkları tarafından (Persler) çok geçmeden bu eyaletlerin hükmüne son verilir.
İşte Gordion Efsanesinin hikayesi böyledir.
Günümüzde, gerçekçi bir yaklaşımla baktığımızda, bu halk efsanelerinin aslında dönemin düşünürleri, karar vericileri, din ve devlet adamları tarafından toplumlar arasındaki köklü problemleri, dönemin cahil halklarına anlatmak için kullandıkları bir yöntem olduğunu söylemenin yanlış olmayacağı kanısındayım.
Bu savıma dayanarak; Gordion Düğümü Efsanesi’nin de o dönemde -tıpkı şimdi de olduğu gibi – Doğu ve Batı uygarlıkları arasındaki anlaşmazlığın bir “DÜĞÜM” olarak anlatıldığı, barış yanlısı düşünürlerin bunu müzakere ve barış içerisinde çözme isteğini Büyük İskenderin savaş ile red ettiği geçmişten günümüze hala çözülememiş bir “Küresel-Etnik Düğüm” olduğunu iddia edeceğim.
Hatta daha da ileri giderek insanoğlunun toplu hayata geçişi ile birlikte yerleşik toplumların oluşması öncesinde, göçebe toplulukların Doğu ve Batı yani güneşin doğduğu ve battığı yöne doğru ilerleyen farklı kavimlerin birbirleriyle karşı karşıya geldiği dönemlerden itibaren, birbirleriyle savaşarak, birbirlerine karışmaya başladıkları ve zaman içerisinde Doğu ve Batıda yerleşik düzen içerisine girdikten sonra nüfus oranlarıyla alakalı olarak genişledikleri noktalarda sürekli ve devinimsel olarak gerçekleştirdikleri kavganın günümüze değin sürüp gittiği fikrini ortaya atacağım.
İşte Gordion Düğümü Efsanesi, bitmek bilmeyen Doğu ve Batı ihtilafını bir ” Kör Düğüm” olarak açıklamaya çalışıyor.
Pekiyi, İskender veya Doğu’nun liderleri, Bu düğümü kılıçla kesmek yerine müzakere ile çözmeye çalışsaydı ne olurdu?
İşte Gordion Evrensel Barış Projesi ile tam olarak bunu gerçekleştirmeye çalışacağız.
Bu Projenin Merkezini Bütün Kültürlerin Üniversite Çağındaki gençleri oluşturacak.
Onlara rehberlik edecek Düşünürler, Bilim Adamları ve Akademisyenler ile birlikte İlk Dünya Konseyi Pilot Uygulamasını Doğu ve Batı arasında kalan bir yerde…Gordion da hayata geçireceğiz.
http://facebook.com/gotterdammerungThe Story of the Knot of Gordion: According to the legends the famous ‘Knot of Gordion’ is a heap of interwined branches of ivy like plants situated in between the ox_cart of Gordios and the temple pillar. The ox_cart belongs to the father or ancestor of Midas, Gordios. An oracle tells the Frigians who are in search of a new leader that they’d give the throne and crown to the first man who would enter the city on an ox_cart. This man happens to be Gordios. Thus Gordios is enthroned and his monumental ox_cart is tied to the temple pillar with a rope. In later centuries in Macedonian Reign of Alexander the oracle’s saying that whoever succeeds to undo the knot of Gordion would become the greatest emperor in the whole of Asia. In the year 334(BC) Alexander came to Gordion with his army and acknowledged the legend he tried to undo the knot which boasted the integrity of the people living there. He could not do it as asked but he was furious and he drew his sword to cut the knot in two. Alexander became the Greatest Emperor of Asia and on his way back to Greece he stopped at Gordion to ask if the people were happy. The answer was not so. When he died in very early age at 33 of a inflaming disease, the wise men said that this was the consequence of the furious acts he did rather than trying to manage patiently. From there on the word solving the Knot of Gordion means using the brutal power rather than lenient conduct in affairs.STAY WITH PEACE,BEAUTY & PLENTY…
benim bildiğim en üsteki gibi değil gordion düğümünün hikayesi öğretmen böyle anlatmamiştı…………………….
Evet Merve, gerçekte bize anlatılan efsaneleri, o devrin şartlarında düşündüğümüzde, mevcut durumlar karşısında dönemin cahil halklarına sorunlar efsaneler aracılığıyla anlatılırdı. Tıpkı küçük bir çocuğa masal anlatılır gibi, halkın girmesi istenen davranışlar onlara korku, sevgi, kahramanlık gibi duygular aşılanılırdı böylece.
Bende bu hiotezden yola çıkarak, dönemin Doğu-Batı halkları arasındaki büyük anlaşmazlıklara ve bu Gordion efsanesinin ne anlama gelebileceği üzerinde pek de “kesin” diyemeyeceğimiz türden yeni bir yorum getirdim.
Aslında efsane dediğimiz şeyleri bu gözle baktığımızda mantıklı bir neden-sonuç ilişkisine oturtabileceğimizi ve bu sonuçtan yola çıkarak üzerine daha iyi, daha yapıcı şeyler inşa edebileceğimizi göstermekti amacım.
Ne yazık ki bir çok okulda, birçok öğretmen, bize düşünmememizi, bunun yerine kendimize verileni tartmadan, anlamadan kısaca ezberleyip papağan gibi tekrar etmememizi telkin ediyor günümüz Türkiyesinde. Bunun aksini yaptığımızda ise başarısız adlediyorlar bizleri.
Derslerinde başarılar Merveciğim.
düqümü merak ettm=)
dugum olarak tabir edilen şey, uygarlıklar arasındaki çözümü imkansız gözüken sorunlar, kan davası, kadın davası… O dönemin tarihini aktarıldığı kadarıyla gözümüzde canlandırdığımızda karşımıza çıkan şey; şu an Irak’ta ailesini yitirmiş bir gencin Amerika için hissettikleri ve O genç hiç bir zaman Amerikan Askerlerini affetmeyecek… İşte O dönemin insanları da birbirlerine böylesine kin ve nefret duyguları besliyorlardı.
Krüsel- Etnik düğüm. Bunu çözmek ne istişare nede bir kılıç ile başarılabilmesi kolay birşeye benzemiyor. Elde edilmek istenilen standartlar, kendi ekmeğine mani olmadığı sürece herkezin isteyeceği bir oluşumdur.
Lakin çok yorucu ve uzun bir yol var. Nesilden nesilden müthiş bir bilgi akışı sağlayarak başarılabilecek belki de bunun bile yetmeyeceği daha etkin yöntemler gerektiren büyük uğraş.
Teşekkürler yazı için.
Zamanınız için teşekkür ederim. Aslında bu yorumunuza yazacak cidden uzun bir cevabım var kesinlikle katılıyorum ama uzunluğu kısaltmak konusunda bizlerin yapabileceği çok şey olduğuna inanıyorum. Dünya tarihini incelediğimizde bütün fetihsel hareketlerin doğu ve batı uygarlıkları arasında ve onlardan etkilenen toplumların çevresinde yoğunlaştığını söylemek imkansız olmayacaktır. Gordion Evrensel Barış Projesi bu amaçta atabileceğimiz en büyük adımlardan biridir. Bunu ilerleyen dönemlerde (proje tamamlanır tamamlanmaz) bu siteden takip edebilir ve sizde fikirlerinizle bu projeye hayat verebilirsiniz. Gerçekten düşsel zekası ileri insanlara (sizin gibi) ihtiyacımız var bu dünyada. Lütfen bu siteyi takip edin! Ve ileri yorumlarınız ve fikirlerinizle zenginleşelim. Teşekkürler.
Merhabalar efendim
Burada büyük bir çelişi var.
Zira siz İskenderi mi anlatmaya çalıştığınız, yoksa Gordian düğümünü mü anlaşılmıyor.
Bence o düğüm en fazla alta gördüğünüz gibi, anlatılmalıdır
saygılar
Gül Witt
– GORDİON DÜĞÜMÜ -
Efsaneye göre, adını Kral Gordios’tan alan, Gordion Frigya’nın başkentidir.
Frigya kralını kaybetmiştir ve ülke derin bir buhran içerisine girmiştir, ülkede süren kargaşa içerisinde, ülkenin önde gelen kahinleri bir kehanette bulunurlar: Kısa bir süre sonra kağnı arabalı bir adam ufuktan belirecek, Frigya’nın başına geçerek ülkeyi adalet ile yönetecek ve Frigya’yı eskisinden de güçlü bir ülke haline getirecektir.
Kısa bir zaman sonra kehanet gerçekleşir ve Gordios adında Frigyalı bir çiftçi kağnı arabasıyla şehre giriş yapar, Halk ve devlet büyükleri kahinlerin isteği doğrultusunda Gordios’u Frigya’nın başına geçirir ve başkentlerine Gordion adını verirler.
Gordios’un beraberinde getirdiği kağnı arabasında, kağnıların arabaya koşulduğu tahta sicimlerin düğümü’nü çözebilen kişi, bütün dünyanın hakimi olacaktır.
Gordios’un ünü ve Gordion Düğümü’nün efsanesi dört bir yana yayılmıştır ve her gün binlerce kimse düğümü çözmeye çalışırlar ama nafile.
335 ? Dönemin parlayan ülkelerinden olan Makedonya’nın başına geçen Büyük İskender
De bu düğüm işini duyar ve seferine çıkar ve önüne çıkan her yeri alarak Gordion’a gelir.
Kağnı arabasının koşumlarındaki düğümü ne kadar düşündüysede çözecek bir yol bulamayan İskender, “Kılıcımın Çözemeyeceği Hiç Bir Düğüm Yoktur!” diyerek bir kılıç darbesiyle düğümü ortadan ikiye böler. İşte görüldüğü gib, bir düğümün kimler tarafında ve nasıl değilde, çözülmesi önemlidır.
Zaman ayırdığınız ve okuduğunuz için teşekkür ederim Gül hanım. Burada Gordion Düğümünü bu şekilde anlatmamın sebebi Gordion Düğümü Efsanesinin bir bilgi olarak geçilmesinden ziyade insanoğlunun arasında binlerce belki onbinlerce yıldır süre gelen Doğu-Batı İthilafını bir efsaneden yola çıkarak okura ulaştırmak. Böylece Efsane dediğimiz olayların aslında dayandığı temelleri düşündürmeye ve okuru sorgulama yapmaya çağırdığımı düşünüyorum. Gerçektende Gordion Düğümü Dediğimiz Şey aslında basit bir kör düğümden ziyade Doğu ve Batı halklarının arasındaki çözülemeyen anlaşmazlığı simgeliyor olabilir, öyle değil mi?
Gordion Düğümü efsanesinin en resmi şekline internet üzerinde ulaşmak isteyen arkadaşlar kolaylıkla Vikipedi veya diğer ansiklopedi-bilgi bankalarından orjinal metine ulaşabilir.